İlkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2009 Pazar

SÜPRİZZZZZZZZZZZZ

Sizce ne olabilir?Acaba ağzında birşey mi saklıyor?
Bilemediniz mi? Bir ipucu verelim o zaman.



Süpriz !!!
İlk defa dişi düştü Eylül Ilgın'ın:)


1 Şubat 2009 Pazar

İLK KARNE HEYECANI



Nehir B.-Zeynep Zehra - Berfin - Eliz - Muhammet -Nehir D. - Baran -
Haliscan -Gökdeniz-Kemal - Nazar



Çok özel bir gündü.Anasınıfının 5 yaş bölümünde karne aldın diye bu kadar heyecanlandıysam kim bilir diğer seneler neler yaparım ben..İyiki varsın güzel kızım.

12 Kasım 2008 Çarşamba

10 KASIM TÖRENİ

Bir hafta önceden getirdin şiiri.Çok sevinçliydin çünkü sizin sınıftan şiir okuyacak iki kişiden biri sendin.
Sen ilk geceden ezberlemiştin kısa şiirini ama yinede her akşam defalarca tekrar ettin bize.
Bizide sardı günler öncesinden ilk şiirin ve törenin heyecanı:)

Törene biz gelemediğimiz için fotoğraf makinesini ablalarımızdan birine teslim ettik.İlk töreninden bir hatıra kalsın istedik.

Her yıl 10 Kasım gelince,
Saat dokuzu beş geçince,
İçimi hüzün kaplar.
Gözlerim yaşla dolar.


Biliyorum çok kısa bir şiir ama bizim için binlerce kıtaya bedeldi.Öğretmeninden duyduğumuz övgü dolu sözler de cabası:)


Tören sonu yorgunluğunu sınıfta dinlenerek çıkarmışsınız.


Yanındaki kırmızı tişörtlü arkadaşın Fatih'te en az senin kadar güzel okumuş şiirin 2. kıtasını...



Öğretmenimiz Arzu Hanım'la da bir hatıra fotoğrafı çektirdiğin iyi olmuş.

Yorgunluğunuza değmiştir umarım...

23 Eylül 2008 Salı

CAN SIKINTISINDAN ÇIKAN KOLYE

Can sıkıntısı gerçekten kötü birşey.Helede 4 yaşındaki bir zıpırın canının sıkılması tam bir felaket.Kitap okuma,resim yapma,saçlarını tarama,kurabiye yapma gibi bir sürü öneriyi geri çevirince, aklıma bir zamanlar oynamaya bayıldığım ama uzun üsredir elimi sürmediğim boncuklarım geldi.

Önce pek ilgilenmedi ama ben mum ipe boncukları dizmeye başlayınca yavaş yavaş yanıma sokuldu.Beğendiği pembe renk ipe geçirebileceği iri delikli boncukları ayırmama yardım etti.Canının istediği sırada geçirdi boncukları,benide hiç birşeye karıştırmadı.

Zaten bende biraz heveslenip boncukları ortaya dökmüşken internette gördüğüm bir kitap ayracını yapmaya başladım.

Elinin altındaki tüm boncukları kullandı.Bendenizde ipi uzun kesip arkadan bir düğüm atınca Eylül Ilgın ilk kolyesini yapmış oldu.


Dedim ya şu can sıkıntısı çok fena birşey:)Ama sıkıntıyı atmak yaratılan eserlere değiyor.Eylül Ilgın bundan seneler sonra bu kolyeye bakıp ne der bilmiyorum ama şu anda yarattığı şeyle övünüyor.Kendi emeğiyle yaptığı kolyeyi takmak çok hoşuna gidiyor.Haksızda sayılmaz,benim canım bile takmak istiyor bu kolyeyi,ne de olsa kızımın emeği ama Eylül Ilgın şimdilik bana bile ödünç vermiyor kolyesini:)


5 Aralık 2007 Çarşamba

KUAFÖRDEYİZ:(

Eylül Ilgın doğduğunda çok saçlı bir bebekti.Dökülür söylentilerine kulak asmayan kızım saçlarını var gücüyle uzattı.İlk iki sene biz kıyamadık kestirmeye,sonrasında da o:)3 sene sonunda gerçekten çok uzadılar ama ne zaman kuzuma kestirmeyi teklif etsem kesin bir "hayır" cevabıyla karşılaştım.Ne zaman saçlarının uçları dolaşarak canını acıtmaya başladı,kendisi gelip " anne azcık kestirsek mi" diye sormaya başladı.Saçları kesilirken canının acımayacağına kanaat getirince tuttuk kuaförün yolunu.
Önce meraklı gözlerle baktı aynalara ve saçını ıslatan abilere.
Ne olduğunu anlamaya çalıştı ama pek başarılı olamadı.
Birazda oyun gibi geldi galiba.


Bir ara gerçekten canı sıkıldı ve kalkmak isteyince " fotoğraf çek bari"diye avutuldu.

Saçlarından çok huylanan kızımın bu kadar bile sabretmesi olağanüstü bir durumdu ama son dakikada saçlarını benden başka kimseye kurutturmayarak yine yapacağını yaptı.

Eh bunlarda artık mazi olan kıvırcık uçlarımızın çöpe gitmeden önceki son görüntüleri.

Ben kesin ağlarım diyordum ama gık çıkmadı bendende.Sanırım bunda saçların sadece uçlarından kestirmemizin etkisi büyüktü.Yoksa nasıl kıyardım o güzelim saçlara:)

29 Eylül 2007 Cumartesi

İKİMİZİNDE İLK KURABİYESİ

Tarif falan vermeyeceğim,Bildiğiniz basit kurabiyenin fındıklısı işte.
Önemli olan kuzumun hevesi,becerisi ve emeği...

Tüm malzemeler teker teker kendisi ekledi.


O kadar malzeme katılır da kalıplar anneye teslim edilir mi?
Ben Eylül Ilgın'ı arayayım,kuzum oturmuş fırının önüne kurabiyelerine şarkı söylüyor.Bu nasıl bir hevestir anlamak gerçekten daha zor.
Kalpleri bu kadar temiz varlıklar oldukları için onlara
melek diyoruz herhalde.
İlk kurabiye için tadıda fena sayılmazdı.