Sizce ne olabilir?Acaba ağzında birşey mi saklıyor?09 Ağustos 2009 Pazar
29 Haziran 2009 Pazartesi
ŞOPAR DA EVLENDİ.

Kuaförde saçlarının yapılması o kadar uzun sürdü ki gelin bile kıskandı.
İşimizin bitmesini beklerken kimbilir ne hayaller kurdun.

O gece sadece benim değil düğününde prensesiydin.

15 Mayıs 2009 Cuma
12 Mayıs 2009 Salı
ÇİĞDEMLER TİYATRODA
25 Nisan 2009 Cumartesi
25 Mart 2009 Çarşamba
GÖKKUŞAĞI PERİLERİ

Biz tüm seriyi heyecanla okuduk.Eylül Ilgın onlarca sayfayı sıkılmadan dikkatle dinledi ve çoğu zaman perilerin yerlerini önceden tahmin etti.Her kitabın sonunda seçtiğimiz sayfaları boyadık hemde kitapta tarif edilen renklerde...O kadar dikkatliyiz yani. Araştırdım bu serinin devamı olarak 2. bir set yapmışlar.Çeşitli hava olaylarının isimlerinden oluşan bu 2. setide en kısa zamanda edineceğimize eminim:)
01 Şubat 2009 Pazar
İLK KARNE HEYECANI
20 Ocak 2009 Salı
KADİR KAĞAN'LA BULUŞMA

17 Ocak 2009 Cumartesi
BALONCUK HADİSESİ

Resimde baloncukları görünce "Tam Eylül Ilgın'lık" demiştim.Bir dememe bakıyormuş:) Sağolsun arkadaşım hemen aynısından bizede yolladı.Her çocuk baloncukları sever eminim ama bizimkisi birazcık fazla seviyor.Şu ufak kutularda satılanlarla başa çıkamadığımız ve artık kuzuyu kesmediği bir dönemde hello kittyli kendinden baloncuk üfleyen bir oyuncak bulup almıştık.Günlerce onunla oynamıştı ,taki arkadaşlarından biri üfleme çubuğunu kırana kadar.Ortalardan kaldırmıştım üzülmesin diye ama kendi çapında baloncuk üflemeye devam etti bizimki.
bende oynadım.Tahmininizden daha eğleneceli vakit geçirebileceğinize garanti verebileceğim bu oyuncağın satış yeri ise eminönü yeraltı çarşısıymış.Fiyatı da oldukça uygun:)O paraya bu eğlenceyi emin olun hiçbir yerde bulamazsınız..
06 Ocak 2009 Salı
28 Aralık 2008 Pazar
10 Aralık 2008 Çarşamba
KURBAN BAYRAMI / ILGAZ
Kesinlikle çok eğlenceli vakitler geçirdik.Biz gider gitmez kar yağdı.Bol bol karda oynadık.Kızakla kaydık.Tanımadığımız tüm çocukları masanın etrafına toplayıp herkesle beraber resimler yaptık.Bol bol resim çekildik.Havuzda yüzdük.O güzelim evlerde rahat ve sakin bir şekilde dinlendik.
Kaldığımız tesisin herşeyi çok güzeldi.Odalarındaki konfor,yemeklerinin tadı,ortamın sıcaklığı ve personelin ilgisi herşey tam istediğimiz gibiydi.Tek sorun oradayken bayram adına bir paylaşımın yaşanmamış olmasıydı.Bayramın asıl tadı kesinlikle büyüklerin elini öpmeden çıkmıyor.
29 Kasım 2008 Cumartesi
23 Kasım 2008 Pazar
SEÇMECE RESİMLER
12 Kasım 2008 Çarşamba
10 KASIM TÖRENİ
Törene biz gelemediğimiz için fotoğraf makinesini ablalarımızdan birine teslim ettik.İlk töreninden bir hatıra kalsın istedik.
Biliyorum çok kısa bir şiir ama bizim için binlerce kıtaya bedeldi.Öğretmeninden duyduğumuz övgü dolu sözler de cabası:)
Öğretmenimiz Arzu Hanım'la da bir hatıra fotoğrafı çektirdiğin iyi olmuş.
Yorgunluğunuza değmiştir umarım...
06 Kasım 2008 Perşembe
OKUL DÖNÜŞÜ...
Mevsim ,şartlar ne olursa olsun bir yerlerde muhakak bir üfleme çiçeği buluyor.Algıda seçicilik bu olsa gerek.
Son ayların favori sokak oyunu timsah kimi yiyecek.Nerede karelere bölünmüş bir yol bulsa renklerine göre ayırıyor,yarısında timsah oluyor,kim o timsahlı karelere basarsa
aç timsahlara yem oluyor.
Bunu kanıt diye çektim,çünkü her seferinde arkasına dönmek için ileri gidiyor ve "Bak, basmamışım işte " diyor.Bu sefer yakalandınız küçük hanım.
Hoplaya
Zıplaya evin yolunu tutuyor.
20 Ekim 2008 Pazartesi
ÇOK ÖZEL BİR GÜN...
Pastanı kendin seçtin,ayrıntılarını sen belirledin.Giyeceğin kıyafete aylar öncesinden karar verdin,çünkü prenseslere layık bir doğumgünü olacağından çok emindin.Her bir arkadaşınına geldikleri için ne kadar sevindiğini söyledin ve hazırladığın minik süprizleri verdin.Pastanı arkadaşlarınla beraber üflemeyi kendin teklif ettin ve herkesin kesmesine izin verdin.

Tüm gün gülümsemen eksik olmadı,çevrendeki herkesinde gülümsemesine sebep oldun. Hediyelerini kendin açtın ve tek tek herkese teşekkür ettin.İçinde senin seçtiğin parçaların kliplerinin olduğunu cdyi tüm gün durmadan dinledin ve dans ettin.Arkadaşlarınla oynarken,arada içeri gelip büyüklerinde gönlünün aldın.

Misafirlerimiz gittikten sonra sevinçle kucağıma atılıp "Çok güzel bir gündü değil mi annecim?Tam istediğim gibi oldu.Prenses doğumgünü gibi..." dedin:)Makineyi elime verip fotoğraflarını çekmem için bir sürü poz verdin.Yatana kadar da elbiseni çıkarmadın.Bu değerli günde bir kez daha bizi bulutların üstünde gezdirip,senin gibi bir evlada sahip olanın değerini hatırlattın.
"NİCE MUTLU YILLARA"
18 Ekim 2008 Cumartesi
DÜĞÜN TELAŞI

Küçük gelin muhabbetine sinir olduğum için ikisinede beyazdan farklı renklerde kıyafetler aldık. Bunlar yetmezmiş gibi düğünden bir gün önce Eylül Ilgın'a taç arayıp durduk.4 yaşında bir çocuk nasıl olurda birbirine çok benzeyen 2 tacı kafasına koyup "1.si benim yüzüme yakışmadı." diyebiliyor ben hala hayret içindeyim.Sonunda kendine yakışanın hangisi olduğuna karar verdi de tüm gece söylenmesinden kurtulduk.
Ertesi günkü nikahda en az düğün kadar eğlenceli ve keyifli geçince değmeyin bizimkilerin keyfine.Şimdi tüm iyi niyetlerimiz ve darısı başına dileklerimiz Erhan'la Gökhan'ın başına...
13 Ekim 2008 Pazartesi
Yapıyoruz Bozuyoruz:)
Sadece ayırma işleminden bile inanılmaz zevk aldı ve benim tahminimden daha iyi bir şekilde yerleştirmeye başladı parçaları.Sanırım bebekliğinden beri yaptığı tahta yap-bozların bunda etkisi oldukça büyük.
Sona yaklaştıkça heyecanı arttı ama sabrı azaldı çünkü hiç ara vermeden 1 saatten fazla bir süre yap-bozla uğraştı.
Ve harika sonuç karşınızda.......
Tebrikler güzel kızım....
10 Ekim 2008 Cuma
KISKANÇLIKTAN ÇATLAYANA BİR ANNE CHARLİE VE LOLA 'YI GURURLA SUNAR...




ve hatta bütün bunları istiyorum...Acaba diyorum düzgün renkli bir çıktı alıp,en azından hem kızıma hem kendime tişört bardak falan mı yaptırsam Lola'lı?????????
08 Ekim 2008 Çarşamba
PAİNT'TE BİRKAÇ DENEME

06 Ekim 2008 Pazartesi
ÇİLEK GİTTİ
05 Ekim 2008 Pazar
BAYRAM = ZİGANA
Birde bol bol çiçek topladık.Etrafta o kadar çoktular ki birkaçtane koparmalarını engellemek istemedim.Diğer uykucu bölükte uyanınca son keyif çaylarımızı içip yola koyulduk.
04 Ekim 2008 Cumartesi
İSTANBULDAN HEDİYE GELMİŞ:)
Boyalar birbirine karışmasın diye mümkün olduğunca birbirinden uzak bölümleri boyayıp,itinayla boyaların uçlarını siliyor.Her seferinde bir renkle bir bölümü boyayıp tüplerin ağzını kapatıyor.
" Neden bir renkle boyayacağın her yeri boyamıyorsun,daha kolay olmaz mı ?" diye sordum; "Kolay olmasını istemiyorum,hoşuma gitmesini istiyorum." diye hemen cevabı yetiştirdi.
Bu boyalar kuruduktan sonra şeffaflaşıyor,bizde bunu görebilmek için aralıklı aralıklı boyamaya karar verdik.Hatta boyalarımız artarsa başka şablonlar almayı bile şimdiden düşündük. Bitirdikten sonra 1 tanesini öğretmenine götürmeyi istiyor ama bitince kararında değişiklik olabilir,tam kesin değil yani:)
Eğer bu yaşlarda çoçuğunuz veya hediye almayı düşündüğünüz tanıdığınız varsa bu setler kesinlikle çok iyi bir seçim.Hem küçük el kaslarını geliştiriyor,çoçuğa renk zevkini ve uyumunu aşılıyor,hemde sabretmenin ve birşeyler yapabilmenin tadına vardırıyor.Kesinlikle es geçmeyin derim.Son olarak Teşekkürler Ruhdağı:)
28 Eylül 2008 Pazar
KARARLILIK
1)Küçük teyzemiz Sanem'in gönderdiği siyah ayakkabıları bayramda giymeye karar verdi ve ağustostan beri bekliyor.Bayramlık almaya gideceğimizi öğrenince patlattı asıl bombasını.Siyah ayakkabılarıyla giymek için içinde siyahları,beyazları olan bir elbise istiyormuş küçük hanım.Gezdiğimiz mağazalardaki giysileri ya etek diye istemedi,ya içinde siyah yokmuş diye geri çevirdi yada beğenmedim deyip kestirip attı.Benim gibi ilk gördüğünü beğenen,kimseyi uğraştırmayan,sadece alacağı kıyafeti deneyen bir annenin kızı mağaza mağaza gezip,gördüğü tüm siyah/beyaz/gri kombinasyonlarını denedi ve hepsine bir kulp takmayı becerdi.Aslında nazlanmak gibi görünsede bu yaptığının ne istediğini bilmekle bir alakası olduğunu 10. mağazada anlamak nasip oldu bana.Mağazada istediği tanıma uyan elbiseyi görür görmez "İşte ben bunu istiyordum." dedi ve denemesiyle mağazadaki herkesten onay almak için kabini terk etmesi bir oldu.
2)Uzun zamandır Nickelodeon kanalında bir reklamdaki oyuncağa takılmıştı aklı.Israrlarına dayanamayıp internetten araştırdım ve benim oyuncağa verebileceğim paranın çok üstünde bir maliyeti olduğunu öğrendim.Ancak kumparasında para biriktirirse alabileceğimizi ama bununda çok uzun sürebileceğini söyledim.Bana verdiği cevap aynen şu oldu:"O bebeği istiyorum ve ben param birikene kadar bekleyebilirim."
Bu çoçuktaki azim ve kararlılık beni yiyip bitirecek:)Sonuçta aklına koyduğu ve planladığı şeyi yaptı(rdı).İstediği elbiseyi aldı ve kumbarasında para biriksin diye inanılmaz bir şekilde çabalıyor.Bende içimden "İsteklerin için uğraşaktan kimse seni alıkoymasın ve engeller seni yıldırmasın kızım." diye dua ediyorum...
23 Eylül 2008 Salı
CAN SIKINTISINDAN ÇIKAN KOLYE
Dedim ya şu can sıkıntısı çok fena birşey:)Ama sıkıntıyı atmak yaratılan eserlere değiyor.Eylül Ilgın bundan seneler sonra bu kolyeye bakıp ne der bilmiyorum ama şu anda yarattığı şeyle övünüyor.Kendi emeğiyle yaptığı kolyeyi takmak çok hoşuna gidiyor.Haksızda sayılmaz,benim canım bile takmak istiyor bu kolyeyi,ne de olsa kızımın emeği ama Eylül Ilgın şimdilik bana bile ödünç vermiyor kolyesini:)
18 Eylül 2008 Perşembe
ÇİLEKLİ GÜNLER
Evet,tanıştıralım bu Çilek:)Aslında Eylül Ilgın ismini Çiçek koymak istiyordu ama üst kat komşumuzun adını köpeğe vermenin pek doğru olmayacağını düşündük.Kuzuyada durumu açıkladıktan,çiçekten vazgeçip Çilek koydu adını.Daha 3,5 aylık dişi bir yavru...
Çilek'in bize ve eve alışma devresinde babaannenin evde olmaması işimizi kolaylaştırdı çünkü o biraz huylanıyor hemde korkuyor.Bu arada hangisi olursa olsun çoçuk milletinin maymun iştahından haberimiz olduğu için pet shopla anlaştık ve alışamama durumunda geri alma konusunu karara bağladık.
Eylül Ilgın en sonunda isteğine kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.Çileği hiçbirimize teslim etmek istemiyor,başından bir an olsun ayrılmıyor.Sevmesi güzelde bir canlıyla uğraşmanın zahmetli birşey olduğunu anlaması gerektiğini düşündüğümüzden,birçok sorumluluğu ona zimmetledik. Şimdilik hayatından ikiside memnun görünüyor.
Birbirleriyle oynamaya bayılıyorlar,Eylül Ilgın Çilek'i bizden kıskanmaya bile başladı. 1-2 defa okul çıkışına götürdüm köpeğini,o kadar çok sevindiki.Sınıfındakilere çoktan anlatmış bile.Yolda Çilek'i sevmeye yanaşanlara çeşitli önerilerde bile bulunuyor:)
Babaannemiz ilk gördüğünde hafif bir şok geçirdi ama yavaş yavaş oda alıştı.Eylül Ilgın'da şimdilik hevesinden birşey kaybetmedi ama bu ilgiyi sınamak için uygun bir zaman bekliyoruz.Sonuçta eğer bir canlının sorumluluğu alınacaksa evdeki herkesin katılımı ve isteğiyle birlikte olmalı ve kısa vadeli bir heves için hayvanlar suistimal edilmemeli.
10 Eylül 2008 Çarşamba
İLK GÜN..
Sınıfın kapısı açılıp tren olmuş bir halde sınıftan yemekheneye giderlerken neradeyse ağlayacaktım.Görende çocuk üniversiteden mezun oluyor zanneder:)Topu topu 5 yaş grubu anasınıfına yarım gün gidiyor ama kazın ayağı öyle olmuyor.Her nefes alışı armağan değerinde olunca bu minik şeylerin,yaptıkları herşey şölen değerini alıyor gönüllerde...
İlk günümüz birazda parkta oynayarak sona erdi ama nedense bu yarım gün beni ondan daha fazla yordu:)Okul maceramızı bile keyifle hale getirdiğin için sağol güzel kızım,Seninle duyduğum gurur her gün biraz daha artıyor.
06 Eylül 2008 Cumartesi
27 Ağustos 2008 Çarşamba
GARFİELD KOMEDİ FESTİVALİ
3. filmden pek hoşlanmamıştım ben ama Eylül Ilgın yinede gitmek istedi.Sanırım yaz boyu gitmediğimiz için sinemanın havasını özledi.Film hakkında çok fazla söyleyecek birşeyim yok,güzel vakit geçirilecek bir çizgi film sadece.Vermeye çalıştığı dersi ise kızımın yaşında bir çocuğuna anlaması biraz zor.Bizim gibi vakit geçirmek için gidebilirsiniz ama ne kendi adınıza,nede çocuğunuz adına fazla birşey beklemeyin derim.22 Ağustos 2008 Cuma
17 Ağustos 2008 Pazar
DENİZ GÜNLERİ
İstanbul dönüşünde küçük erkek kardeşim Onurcan'ı da getirmiştim Ordu'ya.Bakmayın küçük dediğime henüz 13 yaşında ama boypos yakışıklı bir delikanlı kıvamında:)Hem küçük dayı için okul öncesi son bir tatil olur hemde Eylül Ilgın sevinir demiştim.Planlardan 2.'nin ağırlık kazandığını söylememin hiç gereği yok sanırım.
Eylül Ilgın'ın utangaç dayısı budur:)"Çekme abla ya!!!" çığlıklarının arasında zorla yakaladığım pozlardan bir tanesi...
Bu kuma gömülme hadisesi nerden çıktı bilmiyorum ama son zamanlarımızda en çok eğlendiğimiz oyunlardan biri oldu.İkna edebildiği herkesi (beni sadece ayaklarım için ikna edebildi:),ikna edecek kimse bulamadıysa kendini bol bol kumlara sakladı.
Kendisine yardım edenlerle yetinmedi;son düzeltmeleri kendisi yaptı:)
Büyüklerin kimilerini internet cafeye,kimilerini eve gönderdikten sonrada kimseyle palaşmayı sevmediği Doritos'unun keyfini çıkardı.
Gölgelerde kendi kendine oynayıp,bana bol bol fındıklı çorba yaptı ve bu çorbayı en güzel kendinin yaptığını söyledi.Bol miktarda ince kum,biraz deniz suyu ve minik taşlardan oluşan bu çorbayı gerçekten Eylül Ilgın'dan daha güzel yapanına rastlamadım:)
Arada anneyi uyuttum sanıp tarzanlık çalışmalarınada çıktı ama sonunda poposunu ağaca o kadar fena sürttü ki uzun bir süre ağaca kötü kötü bakıp,ağaçlar tırmanmanın acılı birşey olduğundan bahsetti herkese.
Bu kadar hengamenin ve uğraşın arasında kendine küçük kardeşlerde bulmayı ihmal etmedi. Kampın kızımdan sonra en küçüğü olan Zümra'da zaten bizim aileye katılmaya çoktan razıydı.Geceleri yorgunluktan erkenden uyuyan Eylül Ilgın'ı "Elü Igı" diyerek arayan Zümra'yı kollarımda uyutmak ise genelde bana kaldı.
02 Ağustos 2008 Cumartesi
ÇADIRDA SON MANGAL....
Üstünden inmeden defalarca fotoğraf çektirdi.Her bir gezintiye kendinide dahil etti.Rengini ayrı,küçüklüğünü ayrı beğendi.
29 Temmuz 2008 Salı
KEK BÖYLE YENİR...
Biri bana bunun nasıl olduğunu anlatabilir mi?
Kızımla yanyana oturup denizi seyrederken damarlarımdan fışkıran bu zevkin kaynağının ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
Onlar tırtıla ,bende onların neşesine hayran kaldım:)
18 Temmuz 2008 Cuma
DOKTOR AMCALI GEZİNTİ
Tufan amcaya dondurma karşılığı verilen öpücüklede günün finalini yaptı.
14 Temmuz 2008 Pazartesi
ISLANMAK GÜZELDİR
09 Temmuz 2008 Çarşamba
BİR PAZAR SABAHI...
04 Temmuz 2008 Cuma
UÇURTMA FESTİVALİ
Yer:Ordu/Sahil
Cumartesi günü eşim çalışırken yapılabilecek en güzel şeylerden biri Eylül Ilgın'la beraber gezmek.Önce Uçurtma Festivaline,sonrada hemen yanındaki meydanda kurulu oyun alanına gitmeye karar verdik.Kendi çapında küçük bir organizasyondu ama yinede güzel dakikalar geçirdik festivalde.
Şu tırmandığı şeyin adını bilmiyorum ama 7 yaş ve üstü çocukların kullanımına uygun birşey olduğunu biliyorum.Genelde de hep büyük yaş çocuklar olurdu zaten üstünde.Eylül Ilgın'da hep çıkmak ister ama bir türlü benden izni koparamazdı.O gün nasıl olduysa hiç büyük çocuk olmadığını farkettik ve ufak bir gülümsemeden sonra görevliden izni aldık.Hani derler ya "düz duvara tırmanır "diye,aynen öyle oldu.Kuzum sanki idmanlı bir sporcu gibi hızlı hızlı tırmanırken benim bile şaşkınlıktan gözlerim açıldı.Sportif faaliyetlere yönlendirilmesi gerekiyor sanırım Eylül Ilgın'ın...Bazen aklımdan geçiyor,ona yönlendir,buna yönlendir,ne olacak bu çocukların hali diye:)Sonra kendime telkinlerde bulunup,istemediği şeyi zaten yapmayacağını söylüyorum...
Yalnız gerçekten zıplamak ve tırmanmak deyince akan sular duruyor kızım için.Ne yumuşacık trabzanlarda zıplamaktan bıkıyor,nede buluğu her taş parçasına tırmanmaktan...Aşağıdaki fotoğraflarda özel isteği üzerine çekildi zaten.Yüksekten herşeyin daha güzel gözüktüğünü söylüyor Eylül Ilgın.Huylar kalıtımla geçerde,bu duygular nasıl geçiyor anneden çocuğa bir türlü anlamıyorum.
30 Haziran 2008 Pazartesi
ANASININ KIZI
Bu aralar benim kitaplarıma merak saldı Eylül Ilgın.Kızım doğduğundan beri kitaplarımın ilk sayfalarına onun adını yazıyorum,sorduğu zaman evdeki kitapların zaten onun olduğunu,ama okuması için biraz daha büyümesi gerektiğini söylüyorum.Yinede okuduğum kitapları ellemekten,incelemekten büyük zevk alıyor.
Önceki gün yemek sofrasındayız.Eylül Ilgın yine kumlarla oynuyor sandığımdan,kumsala doğru yöneldim.1-2 adım atmadan gözüm hamağa takıldı.Hamakta kitap okuyan o küçük şeyi ürkütmeden hemen makinemi alıp fotoğrafını çektim.
3. fotoğrafta beni farketti.Kitabı beğenip beğenmediğini sordum.Beğendiğini ama resimleri olsa daha da beğeneceğini söyledi:)İçimden okuduğum kitaplara resim çizmek geldi:)
23 Haziran 2008 Pazartesi
iLK MEKTUBUMUZ VE ÇADIRDAN NOTLAR...
Akşamları tüm günün yorgunluğunu atmak için ya televizyonda 1-2 çizgi film seyrediyor yada babasıyla beraber ateş yakıp karşısında oturuyor.Çok soğuk gecelerde eve gelmek istemiyor. Yaz bitiminde çadırdan nasıl çıkaracağız şimdiden kara kara düşünüyorum:)
20 Haziran 2008 Cuma
AZMİN ZAFERİ
Eylül Ilgın için önemli bir gün çünkü ne zamandır istediği oyuncağa kavuşuyor.Sanırım 1 ay önceydi.Eski Fidangör'de görünce aşağıdaki evi çok hoşuna gitti."Aynı bizim gibiler anne " dedi.Önce anlamadım ama oyuncağı inceleyince evin içindeki ailenin anne,baba,kız çocuğu ve sarı bir köpekten oluştuğunu farkettim:) Gerçi bizim hanüz köpeğimiz yok ama yaz bitince alacağımız için o varmış gibi düşünüyor.
Neyse fiyatını gidip kendi sordu ve dönüp bana "60 ytl çok para dimi anne ?dedi.Ben daha cevap vermeden çok beğendiğini ve almak istediğini de ekleyiverdi.Bende eğer kumbarasında para biriktirirse ona alması için yardım edebileceğimi söyledim.Özellikle babasının yardımlarıyla 1 ay da parasını biriktirdi.
Ve şimdi evde mutlu mutlu oynuyor.Ev gerçekten çok güzel,kapısında gerçek bir zili ve lambasından küvetine,müzik setinden pufuna kadar herşeyi var..Kumparada para biriktirmeyi zaten seviyordu ama bir amaç uğruna hiç biriktirmemişti.Bu sayede beklemeyi ve eşyanın kıymetini öğreniyor.Artık kendisi "Eğer para biriktirsem istediğim oyuncağı alabilir miyim ?" diye soruyor bize...Ve bunu eziyet olarak değil,kendi parasıyla almanın zevkine vararak isteyerek yapıyor.Bu kız kesinlilikle bizden akıllı olacak:)
27 Mayıs 2008 Salı
TİYATRO FESTİVALİNDEN ANILAR...
Balkon seyrini alan Eylül Ilgın Üsk kattan vazgeçmedi:)


Aslında gitmek istediğimiz bir çok oyun vardı ama babaannemizin işi çıkınca Eylül Ilgın'da onunla beraber Giresun'a gitmek zorunda kaldı.Ama 3 günlük bu festival bile Eylül Ilgın'ın dünyasında yeni bir kapı açtı.Şimdiden bir sen sonraki festival için "Gidelim,tamam mı?" diye tutturmaya başladı.
Bu da Ordu Belediyesi'nininternet sitesinde konuyla ilgili olarak çıkan haber:
26 Mayıs 2008 Pazartesi
HAYVANAT BAHÇESİ
05 Mayıs 2008 Pazartesi
SEBZELİ PAZAR
gözüme ilişiyor bu minnacık fındık dalı.Bir kere daha şükrediyorum Allah'a bu güzellikleri görebildiğimiz için.
Bunların böyle ot bile olamamış hallerine bakmayın siz.1-2 haftaya kalmaz yemşeyil roka olacak onlar.Balık memleketi olan karadenizliler balığın yanına en çok yakışan şeyi yani rokayı bilmediklerinden(bilenlerde ufacık demeti 3 ytl ye satmaya çalıştıklarından) kendimiz yetiştirelim dedik,iyide ettik.
Bu boynu bükük şeyler ise 1 ay sonra kıpkırmızı domates olacaklar bizde organik organik yiyeceğiz.
Şu yukarıda gördüğünüz çiçekvari şeylerin adıda "Sakarca".Fındık bahçelerinin içinde kendiliğindne yetişen bu bitkinin de kızartması yapılıyor.
Toprağın altındaki kök bölümü zedelenmeden keserle topraktan çıkartılıyor ve çiçekleri kopartılıp kısa bir kaç işlemden sonra hooop sofraya konuyor.Aklıma gelmişken anlatayım dedim
Eylül Ilgın'ın bahçe turu,Ferdi'nin açık havada gazete okuma sefası tamamlanınca Ordu'ya geri döndük.Akşam maç olduğu için Ferdi dışarıdaydı, sümüklüböcek moduna geçen Eylül Ilgın ise sıcak bir duş alıp biraz çilgi film seyrettikten sonra yorgunluktan uyuya kaldı.
30 Nisan 2008 Çarşamba
SİGORTALATTIRSAK MI,SİGORTALATTIRMASAK MI?
Dün akşam haberlerde gösterdi , insanlar çocukları 5 sene önce emekli olabilsin diye saatlerce sırada beklemeyi göze almışlar. Ne yalan söyleyeyim bir ara benimde aklıma gelmedi değil ama sonra içim elvermedi.Sigorta primleriyle yapılacak birikimden daha fazlasını yapabileceğimi kendime anlatmam yararlı oldu sanırım.Sonra birden aklıma bu resimler geldi.Eğer Eylül Ilgın'ı oto yıkamada çalışıyor gösterseydik pek yalanda söylemiş sayılmazdık herhalde. 2-3 hafta önce çekilen bu resimlerde kanıtlıyor ne demek istediğimi sanırım.
Ortak yaptığımız herşeyden büyük zevk aldığımız için yardım etmesini biz istedik,oda sağolsun kırmadı:)

Yorulup,üstüde yeterince ıslanınca işini bitirmenin verdiği zevkle eve gitmeyi uygun gördü.
19 Nisan 2008 Cumartesi
KARTLAR VE ANNELİK
Önce kağıtlar kutusundan çıkartılır ve Eylül Ilgın tarafından bir güzel karıştırılır.
Arada "Bunun adı neydi,çıkaramıyorum" tarzındaki sorulara cevap verilir.
Dizdikçe dizilen kartlardan sıkılmayı önlemek için her 10 kartta bir Eylül Ilgın alkışlanır.
Hazır bu kadar kartı bir arada bulmuşken ufak bir sayma alıştırmasıda yapılır.Tüm bu sahneler anne tarafından sehpa tepelerine çıkılarak özenle kaydedilir:)
17 Nisan 2008 Perşembe
BİSİKLET SEZONU AÇILMIŞTIR
Yürüyüşe çıkacakken birden içime bir vicdan azabı düştü."Evde kalmana gönlüm razı değil, gelmek istemisin benimle?"dedim benim kuzuya.Sanki beynimden geçenleri okumuş gibi "Bisikletimide alalım mı?"diye dordu.Aramızda gerekli anlaşma şartlarını yaptıktan sonra(0 ,yoruldum deyip bisikletini bana taşırttırmayacak;bende hava bozmazsa dönüşte ona bir süpriz yapacağım)iniverdik hemen yamacımızdaki sahile.
Çıkılacak,tırmanılacak yer görse dayamaz ya hemen merdivenlere saldırdı.Manzarayı seyretti,zorla bana birkaç poz verdi.
En büyük meraklarından biri olan havuzları seyretti.
Ne üfleme çiçeğinden nede çubuk krakerinden vazgeçebildi.
14 Nisan 2008 Pazartesi
YAŞASIN ELMO'NUN DÜNYASI
-Bak anne,bu pijamanın önce önünü buluyorum,sonra sağ bacağımı geçiyorum,arkasından sol bacağımı içeri sokuyorum(bu arada bunları uygulamalı gösteriyor),of olmadı ikiside aynı yere girdi,baştan alıyorum.......
böyle sürüp gidiyor tüm günümüz.Aşağıya resimlerini eklediklerim en favorileri.Çoğu zaman oturup beraber izliyoruz.Bay şapsal ve Balık Dora'nın katkılarıyla hem eğleniyor hem de birşeyler öğreniyor Eylül Ilgın.Gerçi bana kalsa susam sokağında "Kurabiye Canavarını" tek geçerim ama cdlerde baş karakter Elmo olduğu için kızım onu daha çok seviyor.Televizyonda ne olduğunu bilmediğim şeyleri izlemesindense içeriği bildiğim şeyleri izlettirmek benimde işime geliyor.Lafın özü gazetelerin okul öncesi eğitim seferberliğini biz çok sevdik.Bide Winnie the Pooh cdlerini veren bir şeyler bulabilsek tam olacak :)




05 Nisan 2008 Cumartesi
FİKRİMİN İNCE GÜLÜ
Güneşi görünce yaz geldi sanan bir aile olarak hemen sokaklara atladık. Kendini alışveriş merkezi sanan birkaç küçük binanın içeriye sığmayan kalabalığından,parkların yağmur sonrası pisliğinden korktuk ve Eylül Ilgın'ın tavsiyesine uyup deniz kenarına gittik.Demiştim;buraların yerlisi esas güzelliklerin farkına varamıyor,güzelim kumsal yağmur sonrası deniz kabuklarından oluşan bir beyaz örtüyle kaplanmış ve dönüp yan bakan bile yok.
Neredeyse beline kadar suya batıp elindeki ağla balık yakalamaya çalışan amcanın yanına gidip hayretle seyrettiler.
Hani buğulu cam görünce hemen birşeyler karalamaya başlayan tipler vardır ya;ben onlardan biriyim.Eylül Ilgın'da aynı şeyi kum yada toprak görünce yapıyor.Benimkiside sadece kızıma bir torpil olarak yansıyor kumun üzerine.
Gitme vakti geldiğinde "Biraz denizi seyredebilir miyim ?" diye izin istiyor ve kıyıya doğru yol almaya başlıyor.
Bazen korkuyorum kendisi olmak onu yoracak diye...Bu dalıp gitmelerin,deniz hayranlığının,tatlı asiliğinin kendine bir zararı dokunur diye...Bu kısa gidişlerin bana dönüşü olmaz diye...Ona öğrettiklerim bu sert ve hovarda dünyada canını acıtır diye...Birileri gelir benim fikrimin ince gülünü kırar diye...Sonra kovuyorum aklımdaki düşünceleri ve yüzüme vuran rüzgarın her zerresini hissederek kızımı seyre dalıyorum
EYLÜL'ÜN SORULARI
-Biz şimdi uyucaz dimi?
-Evet,uyumak için yattık.Yoksa başka birşey mi yapmak istiyorsun?
-Yok ta bişey sorcam o zaman sana.
-Sor bakalım.
-Biz niye uyuyoruz?
-Tüm gün yoruldun,oynadın, artık vücudunun dinlenmesi lazım.
-Madem dinlenmemiz lazım sabahları niye uyanıyoruz?
-???






















